Gedikli Meyhanelerden Küplü Meyhane; nam-ı diğer Humhane…

Osmanlı döneminde her esnaf grubu gibi meyhanelerin de, devlet tarafından denetlenen bir loncası vardı. Bu loncaya resmen bağlı olmayanlar meyhanecilik yapamaz; bağlı olan meyhanelere de "gedik" adı verilen resmi çalışma izni verilirdi. Gedikli meyhaneler de kendi aralarında sınıflandırılmıştı. Ruhsatsız, kaçak çalışan meyhaneler, “koltuk meyhaneleri” olarak anılırken; şarabı fıçı yerine küpte saklayanlara “küplü”, gemi tayfasının gittiği meyhanelere “gemici”, toprak zeminli ve yüksek tavanlı olanlara da “kebir meyhaneleri” denmişti. Osmanlı Türkçesinde küp anlamına gelen “hum”, meyhanelerin önemli sunum ve muhafaza malzemesiydi. 19. yüzyıl Osmanlı’sının geleneksel meyhanelerinde şaraplar fıçı azmanlarında muhafaza edilirken, özellikle gayrimüslimlerin işlettiği “humhane” olarak da adlandırılan meyhanelerde içkiler özel küpler içerisinde muhafaza edilirdi.


Meyhanemiz, gedikli meyhane sınıfında bir küplü meyhanedir. O eski humhaneleri hatırlatacak mekanların özlemine binaen, seni “Humhane Küplü Şehir Meyhanesi” ile tanıştırmak isteriz…